Pladis Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, kişisel blogunda yayımladığı “Servet doğduğu şehre ne borçludur” başlıklı son yazısında sermaye ve toplumsal fayda ilişkisini tarihi örneklerle ele aldı. 15. yüzyılda İtalya’daki Medici ailesinin servetini sanat, mimari ve bilim yoluyla nasıl toplumsal bir mirasa ve meşruiyete dönüştürdüğünü hatırlatan Ülker, günümüz iş dünyası için bu misyonun önemine dikkat çekti.

Eksim Holding ve Tivnikli Kardeşlerin Mirası
Murat Ülker, yazısında yakın dostları olan İsmail Fahreddin ve Abdullah Tivnikli kardeşlerin 1986 yılında temelini attığı Eksim Holding’in serüveninden övgüyle söz etti. Gıda ve dış ticaretle başlayan, ardından enerji sektörüne yayılan bu girişimin bugün ikinci kuşaktan Ebubekir Tivnikli’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Mustafa Tivnikli’nin Yönetim Kurulu Üyeliği ile başarıyla yoluna devam ettiğini belirtti.
Rahmetli Abdullah Tivnikli’nin ticari başarılarının yanı sıra özellikle bir “vakıf insanı” olma yönünün belirleyici olduğuna dikkat çeken Ülker, Tivnikli’nin kazandığı servetin bir bölümünü kurumsallaştırarak vakfetmesini, kalıcı toplumsal fayda açısından örnek bir duruş olarak nitelendirdi. Kurulan Abdullah Tivnikli Vakfı’nın Osmanlı’daki “akar” (sürdürülebilir gelir getiren mülkler) geleneğini modern bir yaklaşımla yaşattığı vurgulandı.

Kültürel Mirasa “Kitaba Vefa” Sergisiyle Sahip Çıkılıyor
Murat Ülker’e bu tarihi sorumluluğu yeniden hatırlatan ve yazısına ilham veren gelişme ise Eksim Holding’in 40. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle Tophane-i Amire’de düzenlenen “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” oldu. Cumhurbaşkanı’nın da teşrifleriyle açılan ve Abdullah Tivnikli Vakfı bünyesindeki İSAR Mücellithanesi’nin büyük emekleriyle hazırlanan sergide, yıpranmış nadir eserler büyük bir ustalıkla restore edilerek yeniden kültürel dolaşıma kazandırılıyor.
Sergide Eksim Holding’in 40. yılına atfen 40 nadir eserin restore edildiğini belirten Ülker, İSAR Mücellithanesi’nin yaptığı çalışmanın yalnızca eski nesneleri onarmak olmadığını; aynı zamanda ciltçilik, tezhip, hat gibi geleneksel sanatların “ustalık zincirini” ve bu eserleri meydana getiren insan bilgisini de korumak anlamına geldiğini ifade etti.
Bu kıymetli yazının üzerine Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli ise Murat Ülker’in yazısını paylaşarak teşekkür etti. Kültürel mirasa sahip çıkma anlayışını sonraki nesillere aktarma hedeflerini dile getirdi.

(Paylaşımı merak edenler bu link üzerinden ulaşabilir.)
“Sizden Yüz Yıl Sonra Ne Kalacak?”
Yazısının ilerleyen bölümlerinde dedesi Hacı İslam Efendi’nin Köprülü Kütüphanesi’ndeki memuriyetine değinen ve kendi aile geçmişi ile kitaplar arasındaki bağa dikkat çeken Murat Ülker, servetin şehre ve topluma karşı taşıdığı ahlaki yükümlülükleri Osmanlı tarihi üzerinden açıkladı. Fatih Sultan Mehmed, Kanuni Sultan Süleyman, Rüstem Paşa Külliyesi ve Divanyolu gibi sayısız vakıf eserinin kente ruhunu verdiğini belirten yazar, İstanbul’daki varlıklı ailelerin şehirden sadece ekonomik kazanç değil, aynı zamanda itibar ve kültürel prestij de elde ettiğini söyledi.
Şehre yalnız vergi ödemek ve yardımlaşmanın hukuken yeterli görülebileceğini ama meselenin bunun ötesinde bir sorumluluk taşıdığını belirten Ülker, günümüz zenginlerine şu can alıcı soruyu yöneltti: “İstanbul’un zenginlerine bugün sorulması gereken soru ‘Ne kadar bağış yapıyorsunuz?’ değildir. ‘Bu şehirde sizden yüz yıl sonra ne kalacak?“.
Ebubekir Tivnikli yönetimindeki Eksim Holding ve Abdullah Tivnikli Vakfı’nın kültürel sürdürülebilirliğe sunduğu katkıların ele alındığı bu yazı, varlıklı ailelerin sermayeyi sanat, eğitim ve kalıcı kurumlara dönüştürmelerinin önemini iş dünyasının gündemine taşımış oldu.
(Murat Ülker’in “Servet Doğduğu Şehre Ne Borçludur” yazısının tamamını okumak isteyenler buradan ulaşabilir.)
Editör Yorumu I Brand Pulse
Pazarlama ekosisteminde markaların salt kâr odaklı yapılardan sıyrılıp “amaç odaklı” (purpose-driven) kurumlara dönüşmesi günümüzün en kritik itibar stratejisi iken, Eksim Holding’in 40. yılına atfen hayata geçirdiği “Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi” bu vizyonun yansıması olarak öne çıkıyor. Sadece nadir eserlerin fiziksel restorasyonunu finanse etmekle kalmayan, aynı zamanda İSAR Mücellithanesi aracılığıyla kaybolmaya yüz tutmuş zanaatların ustalık zincirini yaşatarak geleceğe taşıyan holding; kurumsal sosyal sorumluluğu (KSS) dönemsel bir reklam kampanyası olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir kültürel ekosistem yatırımına dönüştürüyor. Murat Ülker’in yazısında altını çizdiği tarihi vakıf geleneğini modern marka yönetimiyle harmanlayan bu kültürel hâmilik hamlesi, kurumsal başarının artık çeyrek dönemlik bilançolarla değil, “Yüz yıl sonra bu şehre ne miras bırakacağız?” sorusuna verilen kalıcı ve samimi yanıtlarla ölçüldüğünü iş dünyasına güçlü bir şekilde hatırlatıyor.






















