Benchmark Ajans Başkanı Fadile Paksoy, iş dünyasında sosyal sorumluluk anlayışının dönüşüm geçirdiğini belirterek kurumların yalnızca bütçe, faaliyet ve erişim rakamlarına odaklanan modellerin ötesine geçmesi gerektiğini vurguladı. Paksoy’a göre bilinçli tüketiciler, yatırımcılar ve çalışanlar artık kurumların toplumsal sorunları doğru tanımlamasını ve yarattıkları değişimi somut verilerle ortaya koymasını bekliyor.
Değişim odaklı programlarla bugüne kadar 5,2 milyonun üzerinde bireyin hayatına doğrudan dokunan Benchmark, toplumsal yatırım çalışmalarında tek seferlik projeler yerine uzun vadeli programların, erişim rakamları yerine ölçülebilir sonuçların ve çok paydaşlı iş birliklerinin önemine dikkat çekiyor.
Sosyal etkiyi, yapılan yatırımın kimler için ve ne ölçüde bir değişime dönüştüğünü ortaya koyan bir yönetim disiplini olarak tanımlayan Paksoy, ölçüm sonuçlarının stratejik kararları beslemesi ve programları geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Şirketlerin toplumsal sorunlara yönelik iletişimlerinin arttığına dikkat çeken Paksoy, söylem ile sahadaki gerçeklik arasındaki farkın güven kaybına yol açabileceğini söyledi. “Social washing” riskine işaret eden Paksoy, iyi niyet beyanlarının tek başına yeterli olmadığını; yapılan yatırımların yarattığı toplumsal değişimin veriye dayalı, şeffaf ve uluslararası standartlarla uyumlu biçimde ortaya konması gerektiğini vurguladı. Paksoy’a göre toplumsal yatırımlarda asıl farkı yaratan, daha fazla proje üretmekten çok bu çalışmaların toplumsal ihtiyacı ne kadar doğru tanımladığı, paydaşları sürece nasıl dahil ettiği ve kalıcı değişim sağlayıp sağlamadığı. Bu nedenle ölçümün, projenin sonunda hazırlanan bir sonuç raporu olmaktan çıkarak kararları geliştiren bir yönetim aracına dönüşmesi gerekiyor.
Benchmark, programlarını Değişim Teorisi (Theory of Change) çerçevesinde kurguluyor; SROI (Sosyal Yatırım Getirisi) ve B4SI gibi küresel standartlar doğrultusunda izliyor. Paksoy, bu yaklaşımın etkiyi sabit bir sonuç olarak değil, paydaş ihtiyaçlarına göre süreç içinde şekillenen bir model olarak ele aldığını belirtti.
Paksoy, Social Value International’ın sosyal değer ilkelerinin de paydaşların yaşadığı değişimin anlaşılmasını, sonuçların şeffaf biçimde paylaşılmasını ve kuruluşların yalnızca kendi yarattıkları etkiyi sahiplenmesini temel aldığını hatırlattı.























