Türk Hava Yolları’nın kabin ekiplerine yönelik üniforma yönetmeliğinde değişiklik yapıldığına dair iddialar, son günlerde sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. İddialara göre, kabin memurlarının üniformalarında yalnızca THY’ye ait kıdem rozetine izin veriliyor; Atatürk ve Türk bayrağı rozetleri dahil olmak üzere diğer tüm rozetlerin kullanımı yasaklanmış durumda.
Konu kısa sürede yalnızca bir iç düzenleme başlığı olmaktan çıktı ve kamusal bir tartışmaya dönüştü. Ancak burada kritik bir noktanın altını çizmek gerekiyor:
THY tarafından bu düzenlemeye ilişkin yapılmış net ve kapsamlı bir resmî açıklama henüz bulunmuyor.
İddialar, Sessizlik ve Algı Boşluğu
Resmî bir açıklamanın yokluğuna rağmen, sosyal medyada hızla yayılan görseller, kısa anlatılar ve yorumlar konunun geniş kitlelere ulaşmasına neden oldu. Tartışma, bir yandan “kurumsal standart ve marka bütünlüğü” çerçevesinde ele alınırken, diğer yandan sembollerin Türkiye’deki tarihsel ve duygusal karşılığı üzerinden derinleşti.
Bu noktada yaşanan şey yalnızca bilgi eksikliği değil; bir algı boşluğu. Büyük ve kamusal görünürlüğü yüksek markalar için bu boşluk, çoğu zaman söylentilerle ve varsayımlarla dolduruluyor. Özellikle konu semboller olduğunda, bu etki daha da hızlanıyor.
Rozet Bir Aksesuardan Fazlasıysa
Tartışmanın bu kadar büyümesinin temel nedenlerinden biri, iddiaların merkezinde yer alan sembollerin niteliği. Atatürk ve Türk bayrağı gibi simgeler, Türkiye’de yalnızca bir rozet ya da kişisel ifade aracı olarak görülmüyor. Bu semboller; tarihsel hafızayı, kolektif kimliği ve güçlü bir duygusal bağı temsil ediyor.
Dolayısıyla bu simgelerle ilgili alınan ya da alındığı iddia edilen her karar, teknik bir düzenleme olmaktan çıkıp toplumsal bir meseleye dönüşüyor. “Kurumsal standart” gerekçesi bu noktada tek başına yeterli bir çerçeve sunmuyor.
Kurumsal Standart mı, Kurumsal Refleks mi?
Küresel ölçekte faaliyet gösteren markalar için üniforma ve görünüm kuralları elbette marka bütünlüğünün bir parçası. Ancak bu tür kararlar, yerel bağlamdan ve toplumsal hassasiyetlerden bağımsız düşünülemiyor.
Bu örnekte tartışmayı büyüten asıl unsur, iddiaların doğruluğundan çok nasıl yönetildiği. Sessizlik, özellikle bu ölçekte bir marka için nötr bir duruş anlamına gelmiyor. Aksine, markanın niyetinin ve duruşunun başkaları tarafından yorumlanmasına alan açıyor.
Tartışma Neyi Gösteriyor?
Bugün konuşulan şey yalnızca rozetlerin yasaklanıp yasaklanmadığı değil. Asıl mesele, büyük markaların semboller söz konusu olduğunda nasıl bir iletişim refleksi gösterdiği. İç düzenlemelerin bile kamusal bir tartışmaya dönüşebildiği bir ortamda, şeffaflık ve zamanlama her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Özetle, THY etrafında şekillenen bu gündem; üniforma yönetmeliklerinden çok, kurumsal duruş, iletişim tercihi ve toplumsal hassasiyetlerle kurulan ilişkiyi tartışmaya açıyor. Ve bu nedenle mesele, gerçekten de üniformadan büyük.























