Deneyimsel pazarlama, markaların tüketiciyle kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlarken; Sensodyne, “Buz Bar” aktivasyonuyla bu yaklaşımın güçlü bir örneğini ortaya koydu.
Kanyon AVM’de hayata geçirilen proje, diş hassasiyeti gibi çoğu zaman ertelenen bir problemi somut bir deneyime dönüştürdü. Marka, tüketicilerin gündelik hayatta kaçınarak yönettiği bir sorunu kontrollü bir ortamda yeniden yaşatarak farkındalık yaratmayı hedefledi.

Buz Bar, üç aşamalı bir deneyim kurgusuyla dikkat çekti: temas, farkındalık ve çözüm. Ziyaretçiler ilk aşamada soğuk yiyecek ve içeceklerle doğrudan temas ederek hassasiyet hissini birebir deneyimledi. Bu fiziksel temas, markanın mesajını en güçlü şekilde aktardığı nokta oldu.
İkinci aşamada yer alan dijital test, katılımcıların kendi diş hassasiyeti seviyelerini ölçümlemesine olanak tanıdı. Böylece genel bir iletişim mesajı, kişisel bir içgörüye dönüştü.
Deneyimin son aşamasında ise Sensodyne, NovaMin teknolojisiyle geliştirilen Klinik Onarım serisini tanıtarak çözüm tarafını sahiplendi. Bu yapı, deneyimi yalnızca farkındalık yaratan bir aktivasyon olmaktan çıkarıp ürünle doğrudan bağ kuran bir yolculuğa dönüştürdü.

Türkiye’de diş hassasiyetinin yaygınlığı göz önüne alındığında, kampanyanın dayandığı içgörü daha da anlam kazandı: Tüketiciler çoğu zaman çözüm aramak yerine tetikleyicilerden kaçınmayı tercih etti. Sensodyne ise bu davranış biçimini kırmak için “kaçınma” yerine “yüzleşme” odaklı bir deneyim kurguladı.
Buz Bar, bir ürün vaadini anlatmak yerine yaşatarak aktarmanın; marka algısını güçlendiren ve akılda kalıcılığı artıran etkili bir yöntem olduğunu bir kez daha gösterdi.























