Netflix, Stranger Things’in final sezonu için yalnızca bir dizi lansmanı yapmadı; küresel çapta kapsamlı ve çok kanallı bir pazarlama kampanyasıyla hayranlarını dizinin dünyasına adeta çekti. Londra Shoreditch sokaklarındaki poster stunts’larından Empire State Building’deki rift projeksiyonlarına, Sydney’den İstanbul’a uzanan immersive pop-up deneyimlerinden Target ve Gatorade iş birliklerine kadar her adım, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sundu.
Kampanya bununla sınırlı kalmadı. TikTok challenge’ları, AR filtreler ve interaktif scavenger hunt’lar sayesinde genç kitleye doğrudan erişim sağlandı; sosyal medyada kullanıcı içerikleri (UGC) ile organik viral paylaşımlar tetiklendi. Dünya genelindeki özel gösterimler ve prömiyerler, earned media ile kampanyanın görünürlüğünü daha da artırdı. Türkiye’de İstanbul Volkswagen Arena’da kurulan pop-up ise global deneyimin lokal bir uyarlaması olarak hayranlara diziyi fiziksel olarak yaşama fırsatı sundu.

Stranger Things kampanyası, fiziksel deneyim, sosyal medya, ticari ürün ve earned media birleşimini mükemmel bir şekilde gösterdi. Hedef kitleyi sadece izleyici olarak değil, aktif katılımcı, paylaşımcı ve marka elçisi haline getirdi. Sokaklardan sosyal medyaya, raflardan immersive deneyim alanlarına kadar her noktada dizinin evreni hissettirildi ve paylaşım tetiklendi.
Dizi bitse de yaratılan global hype ve hayran etkileşimi pazarlama dünyası için bir ders niteliğinde: “İyi bir içerik, doğru deneyimle birleştiğinde sadece izlenmez; yaşanır, paylaşılır ve gelir üretir.”
Stranger Things, yalnızca bir kült dizi değil; modern pazarlamada deneyim, interaktivite ve multi-kanal stratejisinin gücünü gözler önüne seren bir örnek olarak kayıtlara geçti.
Prodüksiyon kadar tanıtıma da milyonlarca dolarlık yatırım yapılan bu büyük vedadan önce çıkan bazı hamleler:
Londra Sokaklarında Upside Down

New York’un Zirvesinde Upside Down
























